Peron 9 3/4 Forum Index
Peron 9 3/4

 
Peron 9 3/4 Forum IndexFAQSearchRegisterLog in

:: Müze... ::

 
Post new topic   Reply to topic    Peron 9 3/4 Forum Index -> Diğer Büyücü Yaşam Alanları -> Oslo
Previous topic :: Next topic  
Author Message
Elisabeth R. Blackburn
Seherbaz
Seherbaz

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 169
RP Yaşı: 30
Sihirsel Soy: Melez
Lakap: Ell, Rox

PostPosted: Sun 27 Nov - 20:14 (2011)    Post subject: Müze... Reply with quote

Kremalı kahvesinin son yudumunu içerken elinde tuttuğu kağıda tekrar baktı. Kağıtta Andrew’un el yazısıyla Oslo Şehir Müzesi yazıyordu ve uzun kapıya benzeyen bir resim vardı. Andrew’un sakladığı tüm o belgelerde belki de en anlamsız olanı buydu ki o yüzden mızrağa bu kadar yakın hissediyordu Elisabeth.  Aslında Andrew’un nasıl olup da Autrectrus hakkında bu kadar şey öğrenmiş olduğunu hala merak ediyordu, onlar ve kullandıkları bir takım büyüler hakkında pek çok şey okumuştu o dosyalarda. Yine de mızrak hakkında efsanevi belgelerden daha fazlası yoktu. Eski çizimler olmasa neye benzediğini bile bilmeyecekti.

Kağıdı cebine sokarken çevresini inceledi. Takip edilmediğini biliyordu, bu küçük kafede loş ışık altında oturan birkaç çiftten başka kimse yoktu. Yine de dikkatli olmakta fayda vardı, Autrectrus’un o altın maskesi şimdiye kadar karşısına çıkmamıştı ve bunun her an olabileceği düşüncesinden kaçmıyordu. Ayağa kalkıp kasaya ilerledi ve cebindeki muggle paralarının bir kısmını kasadaki çocuğa uzattı. Genç adam bir süre şaşkınlıkla paraya baktı, ardından bozuk bir İngilizceyle konuştu. “Burada ödemeniz gereken paranın on katı var bayan.” Elisabeth üfleyerek elini cebine tekrar soktu fakat bununla uğraşacak vakti olmadığını düşünüp vazgeçti. “Üstü sende kalsın.” Ne de olsa büyücü dünyasında bunlar geçmiyordu. Genç adamın gözleri parlarken Norveççe birkaç kelime söyledi ve kadına kapıya kadar eşlik etti.

Kar hafifçe yağmaya başlamış, yerde ince, beyaz bir örtü oluşturmuştu. Caddeye göz attı; müze tam karşısında duruyordu, yolun bir tarafı ise sahil kenarındaki apartmanlara çıkıyordu. Kurtis’in ‘geçici’ bir süre kaldığı yer… Bir an duraksadı ve o yöne doğru adım atmamak için yapması gerekeni kendi kendine tekrar etti. Müzeye gidecek ve kağıttaki çizimle alakalı şeyi bulacaktı. Yine de Kurtis’e duyduğu özleme karşı gelmek düşündüğünden daha zordu.

Onu görmeyeli ne kadar oluyordu? Bir ay mı? Alex ve Emma, Hogwarts’a gittikten bir hafta sonra ayrılmıştı bakanlıktan. Kurtis’le olanlardan sonra durgunlaşması ve olduğundan daha da soğuk biri haline gelmesi diğerlerini de korkutmuş olmalıydı ki kadının bir süre tatil yapması konusunda pek zorluk çıkarmamışlardı. Elisabeth de Londra dışında bir depo tutmuş ve gelebilecek tehlikelere karşı hazırlık yapmaya başlamıştı. İki hafta boyunca pratik yapmış ve Oslo Müzesi’nin planlarını çıkartıp izleyeceği yolu belirlemişti.

Adımlarını hızlandırarak caddenin karşısına geçti. Müze kapalı olsa da dışarıdan ışıklandırılmıştı, bir muggle olsaydı içeri girmek o alarm sistemiyle pek kolay olmazdı. Binanın çevresinde yarım tur attıktan sonra iki metrelik demir parmaklıklara yaklaştı ve asasını çıkarıp sessizce mırıldandı. Demir çubuklardan biri esneyip bükülerek kadının geçebileceği kadar açıldı. Müzenin personel girişi neyse ki ön kapı kadar şatafatlı ve ışıklı değildi.

İçeri girdiğinde Lumos’a dev pencerelerden giren ışık sayesinde gerek duymamıştı. Sessizce müzenin içinde ilerlemeye başladı. Bu kadar eserin arasında aradığı şeyin tam olarak ne olduğunu bile bilmiyorken onu bulduğunda ne yapması gerektiği hakkında düşünceleri bir el feneri ışığıyla bölündü. Kendini bir kolonun arkasına atarken devriyeleri nasıl unutmuş olduğuyla ilgili birkaç ‘özlü’ söz döndü beyninde. Ayak sesleri uzaklaşırken saklandığı yerden çıktı ve gölgelerden birine dalarak ilerlemeye devam etti.

Viking gemileriyle ilgili holü geçerken bir an duyduğu bir sesle irkildi ve sesin geldiği yöne döndü hızla. Bir şey görememek rahatlatmak yerine germişti Elisabeth’i. Müze görevlisi olduğunu umarak ilerlemeye devam etti, yine de asasını hazır tutuyordu. En sonunda doğru yere geldiğini anlayınca bir süre durup eserleri inceledi. İskandinav tanrılarının figürleri, runik yazılı plakalar ve önemli olayları betimleyen freskler vardı. Fakat tüm holde tek bir şey bu kadar dikkat çekiyordu; neredeyse iki metrelik bir kapı. İki yanında ahşaptan sütunlar uzanıyordu, sütunların dışındaysa birbirine geçmiş ağaç dallarından oluşan bir çerçeve vardı. Dalların üzerinde içlerinde çeşitli hayvan figürleri – pek çoğu kartalı andırıyordu – olan çemberler yer alıyordu. Kuşların kanaları kapının üzerine uzanıyor ve kapının üzerindeki ejderhalara fon oluyorlardı. Üç taneydiler, ikisi birbirinin kopyasıydı ve sütunların üzerinde konumlanmışlardı. Ejderhaların üçüncüsüyse diğer ikisinden daha büyüktü, kanatlarını iki tarafa açmıştı ve başını kapının üzerinden aşağıya uzatıyordu.

Elisabeth cebindeki kağıdı çıkarıp açtı ve resimdeki figürün bu kapıyı gösterdiğini anladı. Detaylar olmasa da neredeyse aynıydılar. Kağıdı cebine tekrar sokup kapıya ilerledi. Sadece oyulmuş bir ağaç olmadığı çok açıktı, elini sütunlardan birinde gezdirdi ve kapının içindeki boşluğa doğru soktu.

İlk önce bir an karanlıktan dolayı yanlış gördüğünü düşündü, ancak gerçekten parmakları yok olmuştu. Onları hala hissediyordu, hareket ettirebiliyordu. Bunun da tek bir cevabı olabilirdi. Ayağını basamağa bastı ve kapının diğer tarafına geçti.

Burası oldukça yüksek, tavanı kubbe şeklinde olan bir odaydı. Tavan ve duvarlar rünlerle ve resimlerle kaplıydı. Odada, girdiğinin dışında sekiz kapı daha vardı. Elisabeth onları denemeden önce tam karşıdaki altınla bezenmiş resme yaklaştı. Ortasında mızrağın resmi olan bir dağ, dağın çevresinde bulunan dokuz kapı… Dağın zirvesinin hemen üzerinde runik harflerle bir şeyler yazıyordu. Asasını ve cebindeki parşömeni çıkardı, harfleri not aldı.

Parşömeni cebine tam koymuştu ki sırtına bir anda çarpan bir şeyle duvara uçtu. Başını zorla kaldırıp baktığında kırmızı pelerin ve altın maske müzede duyduğu sesin sebebini açıklıyordu. Autrectrus. Yerden destek alarak ayağa kalkmaya çalıştı fakat tam göğsünün ortasına bir büyü daha isabet etti. Ve bir saniye geçmeden biri daha… Son bir büyü daha karnına geldiğinde kırılan birkaç kemiğinin sesini duyarken ağzından neredeyse bir avuç kan tükürdü.

Adam nefes almasına bile izin vermemişti. Büyüleri yollamaya devam ederken üzerine doğru yürümeye başlamıştı. Sanki ardı ardına vücuduna kırbaçlar iniyordu, giysileri altından derisinin parçalanıp kanamaya başladığını hissedebiliyordu. En sonunda büyüler kesildi, adam Elisabeth’i tek eliyle yakasından tutarak havaya kaldırdı. Ell bunun tek şansı olduğunu biliyordu.

Asasını adama doğru kaldıramazdı, bu yüzden odanın içini aydınlatan ayaklı meşalelerden asasının karşısında durana odaklandı. Adamın boğazını tutan eli nefes almasını zorlaştırıyordu, Elisabeth’in gözleri açılırken adam daha da sıktı boğazını, büyüyle öldürmeyecekti; kadını boğuyordu! Bir saniye diye düşündü, ihtiyacı olan sadece bir saniyeydi Elisabeth’in.

Adam biraz daha sıktığında boğularak değil de boynunun kırılmasıyla öleceğini düşündü. Diğer eliyle de kadının boğazına yapıştığı sırada meşaleyi tutan demir çubuklardan biri yere düştü, adamın ağzından bir şaşkınlık nidası yükseldi fakat hareket bile edemeden metal çubuk sırtına doğru uçup adamın göğsünden çıktı .

Elisabeth adamla birlikte hızla yere düştü. Onu öldürmüştü! Tüm vücudu titriyordu. Ölüme hiç bu kadar yakın hissetmemişti. Elleri üzerinde doğruldu, ağzının kenarından akmakta olan kanı kolunun yeniyle sildi. Adamın maskesine uzandı fakat açmaktan vazgeçti, hayatını aldığı insanın yüzünü görmek istemiyordu. O sırada dikkatini çeken adamın boynunda parıldayan altın madalyonu çekti ve zincirini kopartarak çıkardı.

Ayağa kalkmaya çalışırken birkaç kaburgasının kırılmış olduğunu anladı. Kıyafetlerindeki ıslaklık da kanamasının oldukça kötü olduğunu gösteriyordu. Sağ bacağı ise duvara çarptığı sırada incinmiş olmalıydı. Bir kolunu karnına dolamış bir şekilde topallayarak geldiği kapıya yöneldi.

-------
_________________
Back to top
Publicité






PostPosted: Sun 27 Nov - 20:14 (2011)    Post subject: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Back to top
Display posts from previous:   
Post new topic   Reply to topic    Peron 9 3/4 Forum Index -> Diğer Büyücü Yaşam Alanları -> Oslo All times are GMT + 2 Hours
Page 1 of 1

 
Jump to:  

Index | Administration Panel | Create own forum | Free support forum | Free forums directory | Report a violation | Conditions générales d'utilisation
HalloweenOclock © theme by larme d'ange 2006
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group