Peron 9 3/4 Forum Index
Peron 9 3/4

 
Peron 9 3/4 Forum IndexFAQSearchRegisterLog in

:: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası ::

 
Post new topic   Reply to topic    Peron 9 3/4 Forum Index -> Sihir Dünyası Kurumları -> Sihir Bakanlığı -> Kat 2: Seherbaz Karargahı
Previous topic :: Next topic  
Author Message
Kahin
Yönetici
Yönetici

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 95
RP Yaşı: 0

PostPosted: Mon 17 Oct - 12:42 (2011)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası Reply with quote

... 
Back to top
Publicité






PostPosted: Mon 17 Oct - 12:42 (2011)    Post subject: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Back to top
Elisabeth R. Blackburn
Seherbaz
Seherbaz

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 169
RP Yaşı: 30
Sihirsel Soy: Melez
Lakap: Ell, Rox

PostPosted: Fri 21 Oct - 11:31 (2011)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası Reply with quote

Kendini sinirle sandalyeye bırakırken hala Kurtis’in söylediklerini düşünüyordu. Henüz bir sene öncesine kadar Rochelle’le evlilerdi… Bir ay önce onun yatağında yatarken Kurtis’i onu düşündüğü için durdurmuştu, adamın ortağıyla yaşayacağı bir ilişkinin onu zorlayacağını düşündüğü için tüm o arzuya rağmen vaz geçmişti. Şimdi ise önceki ortağıyla yaşadıklarını öğrenmişti. Kendini berbat hissediyordu. Belki de o geceyi sonlandırmakta iyi yapmıştı. Adamın sadece vakit geçirmek için ya da eşini unutabilmek için Elisabeth’i yatağına almış olduğu düşüncesi içindeki öfkenin büyümesine oldukça yardımcı oluyordu.

Masasının üzerindeki boş parşömenleri kaldırarak başını masaya yasladı. Gözlerini kapadı ve her şeyi unutmaya çalıştı. Fakat pek işe yaramıyordu. Bir yıl önce Rochelle’le Kurtis evliydi. Ve bir yıl önce Andrew ortadan kaybolmuştu.

Elisabeth yüzünü ellerinin arasına aldı ve Andrew’a olan unutmaya çalıştı tüm o suçluluk duygusunun aklını doldurmasına izin verdi. Eğer o hala yaşıyor olsaydı Elisabeth de evlenmiş olacaktı belki de. Ona hissettiği sevgi bu kadar uzaklaşmışken gözlerinin dolmasına engel olamıyordu yine de. Masasındaki kilitli gözü açtı ve içinden siyah kadife kutuyu çıkardı. Belki de bu yüzüğe dokunamamış olmasının nedeni onu unutması gerektiğinin farkında olmasıydı. Yüzüğün üzerinde parmaklarını gezdirdikten sonra onu olduğu yerden ilk defa çıkardı. Yanağından dökülen birkaç damla masanın üzerinde küçük birikintiler oluştururken yüzüğü parmağına geçirdi.

İşte o an kolunu saran büyük bir acıyla sandalyeden kayarak yere düştü. Sandalye dolaba çarptı ve dolabın üzerindeki raflardakiler gürültüyle yere düştü. Yüzük parmağından koluna doğru tırmanan acı dayanılmazdı. Sanki derisi içeriden yanıyormuş gibi hissediyordu ki bu düşüncesinin çok da yanlış olmayabileceğini parmağında, elinde ve kolunda oluşmaya başlamış kızarıklıkları görünce anladı. Acı gittikçe artarken kendisine daha fazla engel olamayıp inledi. Neydi bu? Yüzük lanetlenmiş miydi? Kadın hiç düşünmeden yüzüğü çıkarmak için hamle etti ancak yüzüğe ellediği an gerçek anlamda yandığını fark etti. Sanki ateşten yeni çıkarmışlar gibi sıcaktı. Titreyen eliyle asasını aramaya çalıştı fakat vücudunu yerden kaldıramıyorken bu gerçekten zordu.

Yüzüğü taktığı kolundaki yaralar açılıp tekrar kanamaya başladığında gözlerine inanamayarak koluna baktı. Az önce ortaya çıkmaya başlamış olan kızarıklıklar şimdi siyahlaşmış ve çeşitli semboller oluşturmaya başlamışlardı. Semboller elinden koluna kadar belli bir düzen içerisinde ilerliyordu.
_________________


Last edited by Elisabeth R. Blackburn on Sun 30 Oct - 14:15 (2011); edited 1 time in total
Back to top
Kurtis Jay Thornell
Baş Seherbaz
Baş Seherbaz

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 166
RP Yaşı: 33

PostPosted: Sun 30 Oct - 13:17 (2011)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası Reply with quote

Elisabeth'in soğuk sesi neler düşündüğünü tahmin etmek için iyi bir yol göstericiydi. Muhtemelen her kadın gibi arasında bir şey geçebilecek bir adamın daha önceki ciddi bir ilişkisinin farkına varmak onu da etkileyerek hayal kırıklığıyla karışık bir hüzne kapılmasına neden olmuştu. Hatta Kurtis'e sinirlenmiş bile olabilirdi ki bunu şu an dert edilecekler listesinde alt sıralara koyuyordu Kurt. Ancak merak etmekten de alıkoyamıyordu kendini aslında. Ani bir kararla sandalyesinden kalkarak odasından çıktı. Elisabeth'in odasından acayip devrilme sesleri geliyordu, hadi ama bu kadar da sinirlenmiş olamazdı ya? Kapıyı tıklayarak içeri daldı ve yere dökülen belgelere takıldı gözü. Aralarında bir yerde Elisabeth'in olduğunu tahmin ettiği bir parmak görünüyordu. Hızla oraya yürüyüp kadının yanına gitti. Yüzündeki ifadeye sıra gelmeden kolundaki acayip şekiller dikkatini çekmişti. Kadının taktığı yüzük boyunca parmağından dirseğine kadar bir çeşit şifreli yazı oluşmuştu. Oldukça ileri bir büyü olmalıydı, lanet olması da olasıydı elbette ama lanetler şekil çizmeye uğraşmazdı, doğrudan zarar verirlerdi. 


"WTF!" Asasını çıkarıp kızın açılan yaralarından sızan kanı durdurarak şekilleri daha iyi görebilmek için biraz daha yaklaştı. Kadının elini tutup gözüne yaklaştırdı. Yüzük sıradan bir alyans gibi duruyordu ancak Elisabeth'in gözündeki yaşlara bakılacak olursa manevi değeri yüksek bir yüzük olmalıydı. Hatta muhtemelen Andrew'a ait bir şeydi. Büyüyü de o adamın yapmış olması mümkün müydü? Belki. Hiç tanımamasına ve ilk başlarda insanların yaptıkları karşılaştırmalardan dolayı adama karşı doğan nefretine rağmen bu tarz bir büyüyü başarmış olmasından dolayı kıskançlıkla karışık saygı duymuştu bir anlığına. Tekrar dikkatini toplayıp kadına döndüğünde acıyla çarpılmış yüzünü fark etti. "Sen iyi misin Ell?"
_________________
Back to top
Elisabeth R. Blackburn
Seherbaz
Seherbaz

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 169
RP Yaşı: 30
Sihirsel Soy: Melez
Lakap: Ell, Rox

PostPosted: Sun 30 Oct - 15:47 (2011)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası Reply with quote

Acıya karşı yumruğunu ve dişlerini sıkarak neler olduğunu düşünmeye çalıştı. Yüzük Andrew’un odasında bulunduğu günden beri burada kilitliydi, öyleyse büyü yüzüğe daha önce işlenmiş olmalıydı. Eğer onu öldürenler bunu yapmış olsaydı şu an hala hayatta olması imkansız olurdu. Andrew muydu yüzüğü büyüleyen? Bunu yaparken ki amacı ne olabilirdi? Gözleri tekrar koluna döndü, her saniye kolunu tırmanan sembollere bir yenisi daha ekleniyordu.

Andrew’la geçirdiği son günleri hatırlamaya çalıştı bir ipucu yakalayabilmek için. Yaklaşık bir sene önce şu an Kurtis’in bulunduğu odaya girdiğinde onu aceleyle bir şeyleri ortadan kaldırırken yakaladığı an canlandı gözlerinde. Elisabeth’in kulaklarında ona kızdığında bağırdığı kelimeler yankılandı. Yine de Andrew kadını sakince karşısına almış ve sarılmıştı. Ve her zamankinin aksine araştırdığı çok da önemli olmayan o konuyu birkaç dakika düşündükten sonra anlatmıştı kısaca. Neydi? Azteklerin işledikleri altınlara yaptıkları bir büyü… Vücutlarındaki dövmelerin nedenini açıklamıştı. Beyninde küçük ışıklar yanıp sönerken neden o zaman Andrew’un anlattıklarına dikkat etmediği için lanet okudu kendisine. Kolunda oluşmaya devam eden bu semboller Andrew’dan bir mesajdı!

O sırada kapının açıldığını duydu, fakat hala o acıya karşı gelip başını bile kaldırmaya yetecek gücü kendinde bulamıyordu. Masanın arkasında bu şekilde kıvrılmışken Kurtis’in kendisini bulmasına sevinmiş miydi? Hayır; nedense adamın varlığından rahatsız olmuştu. Sanki o an Andrew’la tekrar iletişim kurmuştu ve Kurtis’in gelmesiyle onunla yaşadıkları tekrar somutluk kazanıyordu aklında; bu da daha da suçlu hissetmesine neden oluyordu.

Adamın elini tutup yüzüne yaklaştırdığını gördü, kolu sanki kendi kolu değilmiş gibiydi; acıdan başka hiçbir şey hissetmiyordu, ne kolunun kaldırıldığını, ne yaralarının kanamasının tekrar durduğunu ne de elini tutan elini. Adam alyansa göz atarken acının azalmaya başladığını fark etti. Semboller dirseğine kadar çıkmıştı ve bir yenisi daha oluşmuyor gibiydi.

"Sen iyi misin Ell?"
Elisabeth koluna gelmeye başlamış hisle parmaklarını oynattı, elini yumruk yapıp tekrar açtı. Büyünün etkisinin geçtiğinden emindi, parmağını yakan yüzüğün artık buz gibi olduğunu fark etti. “İyiyim,” diye mırıldandı diğer kolundan destek alarak vücudunu yerden kaldırdığında. “Eski bir Aztek büyüsü.”

Ayağa kalktığında hala titrediğini fark etti. Ter ve gözyaşıyla ıslanmış yüzünü sildi ve masaya yaslandı. Odanın köşesine gitmiş sandalyesini alacak kadar bile enerji kalmamıştı sanki vücudunda. Kurtis’e baktı yorgun bir şekilde. İlk geldiğinde Andrew’un dosyasını okuduğunu biliyordu. Yine de o dosyada yazmayan ve anlatıp anlatmamak konusunda kararsız kaldığı pek çok şey vardı. “Yüzük Andrew’dan.” Bir nişan yüzüğü olduğunu söylemeye gerek duymadı. Masanın üzerinde duran içinde ‘Elisabeth’e’ yazılı siyah kadife kutu zaten yeterince açıklayıcıydı. "Bir mesaj olmalı.” Kolundaki sembolleri işaret ederek devam etti. “Ama ne olduklarını bilmiyorum.”

Kurtis’i bu işe karıştırmak istemiyordu. Andrew ne bulduysa öldürülmesinin sebebi buydu ve kendisi de bu mesajı çözdüğü an sonunun pek de farklı olmayacağını hissedebiliyordu. Yine de adamın uzak duracağından şüpheliydi. Yerdeki kağıtları kaldırdı yavaşça ve Kurtis’e arkasını dönerek masasının üzerini toparlamaya başladı. Dağınıklığı hiçbir zaman sevmemişti ancak şu an gerçekten bunlar umurundan bile değildi. Konuşacak hali bile yokken Kurtis’i nasıl uzak tutacağını düşünmek fazlasıyla zor geliyordu.  Bayılacak gibi hissetmeseydi mükemmel bir yalan bulabilirdi belki ancak o an söyleyeceklerinin inandırıcı bile olmayacağına emindi. Bu yüzden lafı dolandırmamaya karar verdi. “Bu fazla tehlikeli Kurtis. Sonunun Andrew’unki gibi olmasını istemiyorum. Kendine fazlasıyla güvendiğini biliyorum, o da güvenirdi.” Son cümlesini belirgin bir imayla söylemişti Kurtis’in canına başarı ve ünden daha fazla değer verdiğini umarak.
_________________
Back to top
Kurtis Jay Thornell
Baş Seherbaz
Baş Seherbaz

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 166
RP Yaşı: 33

PostPosted: Fri 4 Nov - 23:00 (2011)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası Reply with quote

“Eski bir Aztek büyüsü.” Kafasında olasılıkları canlandırmaya çalıştı Kurtis. Birçok eski büyü bilmesine rağmen bu yoktu işte. Adam cidden iyiydi.  “Yüzük Andrew’dan. Bir mesaj olmalı. Ama ne olduklarını bilmiyorum.” Kurtis daha dikkatlice baktı şekillere. Anlamlı gelen hiçbir şey yoktu. Yüzüğü Elisabeth'e bıraktıysa mesaj da onun anlayacağı şekilde olmalıydı en azından Andrew öyle mantıklı bir insan gibi görünmeye başlamıştı gözüne. Tabi bazı mantıksızlıkları da yok değildi, birdenbire kimseye haber vermeden ortadan kaybolmak fazla maceraperestlikti ve o adama yakışmıyordu bu etiket. Ama tam Kurtis'e göreydi. Kendisi çözemeyecek bir durumda olsa bile Elisabeth'i yönlendirerek adamın bıraktığı şeye ulaşabilirlerdi. Bu onları muhtemelen adamın ölümüne götürecekti onları.


 “Bu fazla tehlikeli Kurtis. Sonunun Andrew’unki gibi olmasını istemiyorum. Kendine fazlasıyla güvendiğini biliyorum, o da güvenirdi.” Küçümseyen gözlerle kadına baktı. Bu şekilde Kurtis'i vazgeçirebileceğini düşünmekle onu fazla hafife alıyordu. Ölümyiyenlerin arasına onlardan biri gibi dalmak tehlikeliydi ama Kurtis bunu yapmıştı, inferiuslarla dolu bir havuza dalmıştı ve daha önemlisi bir senedir İngilizlerin arasında yaşıyordu. Ölüme o kadar yaklaşmak gerçekten bir tehlike olabilir miydi onun için? Belki. Ama araştırma merakı çok daha baskın çıkıyordu.


"Bence şu parmağındaki garip şekillerle başlamalıyız. Ama kendini biraz zorlaman gerek o kadar da kolay bir şifre olduğunu sanmıyorum."
_________________
Back to top
Elisabeth R. Blackburn
Seherbaz
Seherbaz

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 169
RP Yaşı: 30
Sihirsel Soy: Melez
Lakap: Ell, Rox

PostPosted: Sat 5 Nov - 00:16 (2011)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası Reply with quote

"Bence şu parmağındaki garip şekillerle başlamalıyız. Ama kendini biraz zorlaman gerek o kadar da kolay bir şifre olduğunu sanmıyorum."

Elisabeth sıkıntıyla derin bir soluk verdi. Onu ikna edemeyeceğini bile bile neden uğraşmıştı ki sanki? Bu boş vakitlerini dolduracak bir hobi değildi, Kurtis’in bunu anlayabilmesi için öldürüleceği anı mı beklemesi gerekiyordu? Parmaklarıyla şakaklarını ovuşturdu. Elisabeth izin vermese bile bir yolunu bulup burnunu sokacaktı zaten, değil mi? “Tanıdığım en baş belası adamsın…” Söylenerek adamı kolundan tuttu ve masanın önündeki koltuklardan birine oturttu. Başı dönerken bu şekilde hareket etmek gerçekten zorlayıcıydı; adamın omzuna yığılacağını hissettiği an kendini arkasında kalan ikinci koltuğa bıraktı.

“Bilmediğin şeyler var,” diye mırıldandı gözlerini kapayıp başını arkaya yaslarken. Asasıyla kapıyı ve pencereleri mühürledi, odaya ses geçirmeme büyüsü de yaptıktan sonra gözlerini aralayıp üzeri siyah simgelerle kaplanmış eline baktı. “Carmen’in dosyasını okumuştun. Ölümüne bir zehirin neden olduğunu hatırlıyor olmalısın. Dosyada kim tarafından yapıldığının bilinmediği yazıyor ki aslında biliyoruz, yani teorik olarak.” Düşünceleri Walter’la ölen cadının anılarına gittikleri o akşama yoğunlaştı. “Bir tarikat… Nordskov’un da içinde olduğu. Bir de ‘Mızrak’ var korudukları. Ne olduğunu ya da ne işe yaradığını bilmiyoruz; ancak Karanlık Lord’un dikkatini çekecek kadar önemli bir nesne, ya da her neyse…” Midesi bulanmaya başlamıştı ve tüm o anılar daha iyi hissetmesine hiç de yardımcı olmuyorlardı. “Richard Nordskov ve Carmen’i tarikat ortadan kaldırdı. Andrew’u da…” Yutkunurken adamın ölü bedeni gözlerinin önünde canlanmıştı.

Parmağını simgelerin üzerinde gezdirirken Kurtis’e baktı. Bu şifreyi çözmeyi neden istiyordu? Elisabeth için mi? Bir anlık kahkahalarla gülme isteğini bastırdı. Elisabeth’i hiçbir zaman o kadar önemsemiş miydi ki? Yine yalnız hissettiği o anlardan birini yaşamaya başlamıştı ki biraz da olsa kendine gelmeye karar verdi. “Beni de biliyorlar Kurtis. Bir şeyler bulmaya çalıştığımı. Andrew’un cesedini yatağıma bıraktılar. Evime; odama kadar girdiler.” Başını ellerinin arasına aldı, bu histen nefret ediyordu. Çaresizlik… Bu yüzden geri durmaya niyeti yoktu, korkup bir kenara çekilmek bu hissi gidermeyecekti çünkü.

“Bir dahaki sefere tehdit etmekle kalmayacaklar.”
Ölüp ölmemesinin adamın gerçekten umurunda olup olmadığını merak etti, fakat bu gereksiz duygulara kapılmak pek fayda getirmeyecekti. “Her neyse, artık yeterince şey bildiğine göre…” Halsizce masadan bir parşömen aldı ve elini üzerine koyarak asasını salladı. Elinin üzerindeki simgelerin bir kısmı parşömene doğru akarcasına kopyalandılar. Parşömeni Kurtis’in de görebilmesi için eğdi ve incelemeye başladı. Simgeler resimden çok harfleri andırıyorlardı. Keskin hatları ve çubuklardan oluşan yapısıysa eskiliğini gösteriyordu. “Eski bir alfabe olmalı.” Kaşlarına çatarak Kurtis’ baktı tekrar. Eski Yazıtlar konusunda ne kadar iyi olduğunu bilmiyordu. Belki de Emma ve Alex’ten bunun için yardım istemeliydi. 
_________________
Back to top
Kurtis Jay Thornell
Baş Seherbaz
Baş Seherbaz

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 166
RP Yaşı: 33

PostPosted: Sun 13 Nov - 22:49 (2011)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası Reply with quote

Kadının açıklamalarını kesmeden dinledi, kesmeye çalışsa bile Elisabeth'in buna izin vereceğini sanmıyordu zaten. Nedense şu eski sevgili olayı fazla gelmeye başlamıştı. Bu yüzüğü acı gerçekleri hemen öğrenmesinin ardından ilk olarak takması ilginçti, kadınların kıskançlık duygularına anlam vermek hiçbir zaman mümkün değildi zaten. En iyisi işi şimdilik oluruna bırakmaktı. Eğer isterse Elisabeth ölü sevgilisini sevmeye devam edebilirdi. Kurtis sırf bu yüzden triplere girip Roche'un anılarına koşacak değildi. Eğer aralarındaki o tarz bir ilişkiyse elbette.


“Her neyse, artık yeterince şey bildiğine göre…” Gözlerini devirerek ne bildiğini geçirdi kafasından. Hiçbir zaman yeterli olmazdı ki, mutlaka eksik bir şeyler olurdu hep. Mesela bu gizemi çözmek için Andrew gibi düşünmeliydi ancak bunu yapması imkansızdı. “Eski bir alfabe olmalı.” Gözlerini kısarak parşömene dikkatlice baktı. Eski yazı mı? Andrew'u tanımasa bile böyle bir şey yapmayacağını düşünüyordu, en azından kendisi yapmazdı. Eğer birisine bir ipucu bıraksaydı onun kendi başına bulabileceği bir şey yapardı, yoksa gizli olmasının anlamı ne olurdu ki?


"Senin çözebileceğinden daha eski olmamalı ya da Andrew fazlaca güvenebileceğin şifre çözücüler olduğunu düşünüyor olmalı. Birincisi daha güvenli olurdu herkes açısından. Tabi o nasıl düşünmüştür bilemem." Parşömeni tekrar eline aldı. Eski yazıtlar mı? Mezun olabilmek için o dersi almak zorunda kalması başına gelen en berbat şeydi herhalde.
_________________
Back to top
Elisabeth R. Blackburn
Seherbaz
Seherbaz

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 169
RP Yaşı: 30
Sihirsel Soy: Melez
Lakap: Ell, Rox

PostPosted: Mon 14 Nov - 00:06 (2011)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası Reply with quote

Elisabeth Kurtis kağıttaki simgeleri incelerken üzerine çökmüş yorgunluğa eklenen bulantıyla baş etmeye çalışıyordu. Durumunun neden düzelmek yerine kötüleştiğine bir anlam vermeye çalışıyordu; belki de az önce vücudunda gezen adrenalin onu daha iyi hissettirmişti.  Arkasına yaslanıp derin nefesler almaya başladı ve elindeki yüzüğe vermeye çalıştı dikkatini. Bazen Andrew’a inanamıyordu, bu kadar eski, hatta tarihe gömülmüş bir büyüyü nasıl bulabiliyordu? Eli yüzüğe gitti, fakat yüzük parmağından çıkmak bir yana dönmüyordu bile. Sanki derisine kaynamış gibiydi. Bu yazıyı çözdüklerinde buna da bir çare bulmayı umdu.

"Senin çözebileceğinden daha eski olmamalı ya da Andrew fazlaca güvenebileceğin şifre çözücüler olduğunu düşünüyor olmalı. Birincisi daha güvenli olurdu herkes açısından. Tabi o nasıl düşünmüştür bilemem."
Dirseklerini dizlerine koyarak öne eğildi. Andrew nasıl düşünmüştü? İşte sorunları da buydu zaten; onun nasıl ve ne düşündüğünü hiçbir zaman anlayamamıştı.

“Bu büyünün bir başkasının elinde işe yarayıp yaramadığını bilmiyorum. Ve sanırım bunu anlamak için artık çok geç.” Parmağına yapışmış metali çekiştirerek Kurtis’e gösterdi. “Ama bir başkasının takacağını sanmam, sonuçta dışarıdan normal bir alyans gibi görünüyor. Yani mesajın başkasının eline geçmeyeceğini düşünmüş olmalı. Yine de sadece benim takacağımı biliyorduysa neden bu şekilde yazmış olabileceğini bilmiyorum.” Andrew işleri zorlaştırmazdı, mutlaka bir amacı olmalıydı. “Belki de çözmemiz gereken kullanacağımız bir şeydir,” diye mırıldanarak kağıda biraz daha yaklaştı. Simgeler yabancılığını yitirmeye başlamıştı, yine de anlamlarını bildiğini söyleyemezdi. Ama daha önce buna benzer bir şeyler gördüğüne emindi.

Eline bir parşömen aldı ve simgeleri kenar süslerinden ve değişik kıvrımlarından kurtararak tekrar yazmaya başladı. Harfler… Uçları sivrilmiş simgelerin bu yeni haline bakarken hafızası onu en az on beş sene geriye götürmüştü. Evet, Hogwarts’ta bunu görmüştü, Eski Yazıtlar dersinde. “Bu kadar basit olamaz… Runik yazı. Eski İskandinav alfabesi.” Önündeki yeni harfleri adama uzattı. “Yine de bunu çevirdiğimizde düzgün bir metinle karşılaşacağımızı sanmıyorum. Sadece bunun için bu kadar zahmete girmezdi Andrew.”

Kolundaki yazılara tekrar baktı, o karmaşık simgeleri ayırıp basitleştirdiğinde çok net bir şekilde alfabenin harflerini seçebiliyordu. “Kitaplığımda babamdan kalan eski alfabelerle ilgili pek çok kitap var. Onlara ihtiyacımız olacak.” Masadan destek alarak ayağa kalktı, fakat bu düşündüğünden çok daha zor olmuştu. “Ve benim de dinlemeye…” Bir parşömene durumla ilgili pek de açıklayıcı olmayan ve Alex’le Emma’yı evine çağırdığı bir yazı karaladı. Onlara güvenebileceğini biliyordu ve şifre çözmek konusunda gerçekten yetenekliydiler.

Mektubu bakanlığın baykuşlarından biriyle yollarken Kurtis’e döndü. “Ev bu olaylar olduktan sonra bakanlık tarafından korumaya alındı. Tabii benim yaptığım birkaç ses ve büyü kalkanı da var, orası daha güvenli olur.”
_________________
Back to top
Kurtis Jay Thornell
Baş Seherbaz
Baş Seherbaz

Offline

Joined: 17 Jul 2011
Posts: 166
RP Yaşı: 33

PostPosted: Mon 14 Nov - 17:40 (2011)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası Reply with quote

“Bu kadar basit olamaz… Runik yazı. Eski İskandinav alfabesi. Yine de bunu çevirdiğimizde düzgün bir metinle karşılaşacağımızı sanmıyorum. Sadece bunun için bu kadar zahmete girmezdi Andrew.” Kadının uzattığı parşömene dikti gözlerini Kurtis. Ona fazla bir şey ifade etmiyordu yine de. “Kitaplığımda babamdan kalan eski alfabelerle ilgili pek çok kitap var. Onlara ihtiyacımız olacak. Ve benim de dinlemeye…” Kurtis hala parşömene bakıyordu. Gerçekten anlam ifade etmiyor muydu? Aslında tanıdık gibiydi, çocukluk hatıralarını aklına getirmeye çalıştı. Anne ve babasının araştırmalarına benziyordu biraz. Ancak çok iyi anımsadığını söyleyemezdi bu yüzden yanılıyor olma şansı da yüksekti elbette. “Ev bu olaylar olduktan sonra bakanlık tarafından korumaya alındı. Tabii benim yaptığım birkaç ses ve büyü kalkanı da var, orası daha güvenli olur.”

Şüpheli gözlerini Elisabeth'in gönderdiği baykuşa çevirdi bir anlığına, nereye niye bir haber yolladığını tahmin etmek güçtü ancak eve gitme fikri mantıklı görünüyordu ve şu an Elisabeth kadar Kurtis'in de dinlenmeye ihtiyacı vardı. En son ne zaman duygusal anlamda bu kadar yorulduğunu hatırlamıyordu. Bir yıl mı olmuştu? Her neyse bu saçmalığa daha fazla katlanmayı bırakmıştı zaten. Ya da duygularını bastırıyordu içine. İki türlüsü de onu umursamaz gösterdiği için fark etmezdi. Elisabeth'e koluyla destek vererek Blackburn Malikanesi'nin önüne cisimlendiler. Bakanlığın aldığı önlemlerden haberi yoktu ve şu an bu büyüleri çözmeye de güç sarf etmek istemiyordu. Bildiği şeyi Elisabeth'e bırakmak daha mantıklı olacaktı.

_________________
Back to top
Contenu Sponsorisé






PostPosted: Today at 16:06 (2018)    Post subject: Seherbaz Elisabeth Blackburn'ün Odası

Back to top
Display posts from previous:   
Post new topic   Reply to topic    Peron 9 3/4 Forum Index -> Sihir Dünyası Kurumları -> Sihir Bakanlığı -> Kat 2: Seherbaz Karargahı All times are GMT + 2 Hours
Page 1 of 1

 
Jump to:  

Index | Administration Panel | Create own forum | Free support forum | Free forums directory | Report a violation | Conditions générales d'utilisation
HalloweenOclock © theme by larme d'ange 2006
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group